Bu Blogda Ara

13 Eylül 2012 Perşembe

DAĞDAN ARI İNDİRME.

Daha önceden bir grup arkadaşımızla piknik ve dağ tırmanışı yaptığımız Karacadağda yeşilyurt kasabasından Savaş ve Turgut ile tanışma fırsatımız olmuş ve o tırmanışta bize yani grubumuza eşlik etmişlerdi.O günler muhabbetlerimiz esnasında konu döndü dolaştı arılara geldi bu dağda bazen kayalara ağaç kovuklarına yerleşen arı kolonilerine azda olsa rastladıklarından bahsetmişti bende böyle birşeyle karşılaşması halinde bize bilgi vermesini ve yine arkadaşlarımla ona eşlik edebileceğimizi ve yardımımız dokunacağını bu vesile ile bir hafta sonunu daha bir aktivite ile geçirmiş olacağımızı söylemiş idim..günler sonra Turgut kardeşim daireme cayımı içmeye geldi ve dağda arı olduğunu birlikte indirebileceğimizi söyledi..eee bizede yol gözüktü...


AŞAĞIDAKİ LİNKTE GEZİMİZDEN DETAYLI VİDEO SUNUM MEVCUT.


http://www.youtube.com/watch?v=qK4qzDcP6rc&feature=channel&list=UL















yine çok yorucu ama değen bir yolculuk tırmanış ve iniş gerçekleştirdik





20 Temmuz 2012 Cuma

GÜNDEM ÇOK..HAYAT DOLUNUN BOŞU..


Geçtiğimiz haftalarda arkadaşlara arılı kovan bakmak için civarımızdaki gezginci arıcılık yapan muğlalı yüksel abimizi ziyaret ettik arılığını gezdirdi bizlere orada kütük oyması  kara kovanları dikkatimi çekti ve kaçırmadık pozlamayı kendisi yakından ilgilendi saolsun bizlerle .Bulunduğu yere ait bitkileri tanıttı hiç aklıma gelmeyecek bitkilerden faydalanıyormuş meğer bizim arılar..





Bizim arıların bir marifetide parmak sokmak..daha önceden defalarca arı sokmasına maruz kalmamıza rağmen vücudum hiçbir tepki vermez hatta sisşme belirtisi bile göstermez idi bu defa sağ işaret parmağımdan sokmaya maruz kaldık ve bir haftadır şişlik inmeyince doktora gözüktüm ilçede lokal bir operasyonla hallolacağı söylenince konyaya özel büyükşehir hastanesine gittim halledelimde parmağımıza kavuşalım diye..:) sen misin giden izlenimlerime göre haddinden fazla hasta kabul ederek özel olma boyutunu aşmış fazlaca ticarete dökülmüş sanki durum doktorun onca insanı muayene edip menmun uğurlaması hayli zordu ve zatende menmun ayrılan olmadı ben dahil .. bizim lokal muayene için hatta bir ara beklemek üzerine kurulu KISA FİLM çekmek bile aklıma geldi...Hasılı velkelam bizim parmak küçük bnir operasyonla açıldı ama hala kalas gibi duruyor...Orjinali bozuldu..


 Parmak şiş herşey yolunda NO PROBLEM...
 Bizim parmak buraya git diyor ama bida tercihim farklı olur artık beklerken kısa film çekmek istemiyorum...

Hastane dönüşü bizimkiler antalyadan dayı oğlum ve yine antalyadan teyze oğullarım,karamandan teyzem dayım ve diğer teyzemler,gelinlei ve bizimkilerle organize olup 100.yıl atatürk parkında sülale kaynaşma günü düzenlemişler adeta otobüsten iner inmez dahil olduk gruba saolsunlar ramazan öncesi iyi baktılar bizlere güzel farklı bir ortam oluşturmuşlar ...

Buda benim arılık civarında emekliye ayrılmış safkan yarış atlarından birisi..cok uysal ve muhteşem gerçekten asil bir hayvan dev gibi boyu var bizim yerel atların boyu kadar sadece bacak uzunluğu var desem yeri var..koşarken bir harika..ASİL hayvan işte okadar..


BÜYÜMEYECEKSİN ARKADAŞ..BEN ONU BİLİR ONU DERİM..BÜYÜYÜNCE ÇOK ŞEYLER DEĞİŞİYOR ÇOK FARKLI GELİŞİYOR HAYAT. BAZEN RENKLİ OLSADA DÜNYA  BİR YANIN EKSİK KALIYOR..ŞÜKRETMEMEK SE TABİATIMIZA AYKIRI AMA BÜYÜMEMEK LAZIM GI.(Gı nın türkçe Meali : çaresizlik umutsuzluk cümlelerinin sonunda kullanılan yerel bir tabir.)

16 Temmuz 2012 Pazartesi

BİZİM TAYFAYIDA BANA UYDURDUK..

Ramazan öncesi haftasonu proğramlarımıza bizim tayfayıda uydurduk bu haftasonu dünyanın en uzun mağarası olan 1580 metre toplam uzunluklu seydişehir tınaztepe magaraları,800 yıllık tarihi  Harun veli camii,beyşehir gölü ve yat turundan sonra yine bir o kadardan fazla iki okadar :)  eski eşrefoğlu camiini gezmek için yollara düştük.




Haydi bakalım  maceraya devam...

Tınaztepe mağarası yakınındaki tesislere ulaştık.

Tızaztepe magarası ön kısmı giriş burası ana giriş bu magaradan 4-5 adet girş var ve 1850 metre uzunluğa sahip olduğu ve  cok devasa su galerilerinin içinde metrelerce ilerlemekten bu mağaranın sonu nerede diye diye yoruluyorsunuz ve en son kısmında bizim obruklardan biraz daha derince bir çukur göletle karşılaşında magara son buluyor..dağın altından ne su lar gelmiş geçmiş...



Su galerilerinde ilerliyoruz..



bakma öyle musam derin derin...ne düşünürsün daha çocuk yaşta guzumm...



Tınzatepe magara dinlenme tesislerinde semaverde cay keyfinden birazda moladan sonra SEYİT HARUN VELİ CAMİİ NE doğru yollara devam ettik.

Beyşehir gölü ve yat turumuzuda yaptık...





Kerata bir bakarsın düşünür..bir bakarsın keşif yapar balık görmüşte akvaryumda malesef o balıkların sonu yakın..ızgara balıkları...:(((((

Eşrefoğlu camii birtek çivi bile kullanılmamış..ecdat ne harikaymış..Allah razı olsun onlardan ki eserleri hala dayanıyor..

Ahsabı oynamışlar dantel gibi mübarek helvamı kesiyorsun...


Al işte FÖLOZOFFFFF gördüm hay gıyyyy





Konya Seydişehir ilçesinin güneyinde bulunan bu caminin kitabesi günümüze gelemediğinden yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak, Menakıb-ı Seyyid Harun-ı Veli isimli el yazması bir eserde bu caminin Seyyid Harun tarafından yapıldığı yazılıdır. Buna dayanılarak caminin 1302-1320 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Cami değişik zamanlarda onarım geçirmiş, en son onarımı da XX.yüzyılın sonlarında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılmıştır.
Maxicep.com - Seyyid Harun Camii ( Genel Bilgiler )
Cami moloz taş ve kesme taştan dikdörtgen planlı olarak yapılmıştır. Caminin giriş kapısı kuzeyde, mihrabı da dikdörtgenin dar kenarında, güneyde bulunmaktadır. Ayrıca doğu ve batı yönlerinde de birer kapısı bulunmaktadır. Mihraptan giriş kapısına doğru iki sıra halinde düzenlenmiş ve birbirlerine kemerlerle bağlanmış yedişer sütunla ibadet mekânı iki nef ile üç sahna bölünmüştür. Caminin üzeri ahşap çatı ile örtülüdür. İç mekânda kuzeydoğu ve kuzeybatıda ahşap merdivenlerle çıkılan iki mahfile yer verilmiştir. Bu mahfiller bir yandan caminin duvarlarına, diğer yanlarında da sütunlara dayalı kemerli kirişler üzerine oturtulmuştur. Caminin batı duvarında, alt sırada iki, doğuda dört, mihrap yönünde de iki penceresi bulunmaktadır. Üst sıradaki pencerelerle birlikte toplam 15 pencere ile cami içerisi aydınlatılmıştır

Caminin orijinal mihrabı bilinmemektedir. Bugünkü mihrap sonradan ahşap olarak yapılmıştır. Caminin kuzeybatı köşesinde minaresi bulunmaktadır. Minare kesme taştan kaide üzerine yuvarlak gövdeli ve tek şerefelidir.



Eşrefoğlu Camii, Anadolu'daki ahşap direkli camilerin en büyüğü ve orijinalidir. Konya'nın Beyşehir ilçesinin kuzeyinde, İçerişehir Mahallesi'nde yer alır. 1296- 1299 yılları arasında yapılmıştır. Orta Asya'da Semerkant, Buhara gibi eski Türkistan şehirlerinde yer alan ağaç direkli camilerin ülkemizdeki bir örneği olan Eşrefoğlu Camii, çok sayıda ahşap sütun üzerinde yükselir. Yüzyıllar boyu kış aylarında camiinin damındaki kar, çatının ortasındaki boşluktan ortadaki havuza atılmış ve ortamı nemlendirerek yakılan sobalardan ötürü ahşap sütunların çatlayıp kurumasını engellemiştir. 1965 yılında karlığın üstü camla kapatılmış ve işlevini yitirmiştir. 6 metre yüksekliğinde, çini mozaik ile kaplı çok görkemli bir mihraba sahiptir. Anıtsal bir taç kapısı vardır. Minberi tamamen ceviz ağacından, oymalı ve çatmalı tutkalsız yapılmıştır. İnanılmaz bir düzgünlük ve incelikte yapılan minber geometrik şekiller ve bitkisel bezemelerle kaplıdır. Caminin tavanı renkli kalem işi süslemelere sahiptir. Özellikle konsollardaki kök boyalı motifler dikkat çekicidir. Eşrefoğlu Camii, Selçuklu Ulu Camiilerinde görülen şu özelliklerin tamamını barındıran tek örnektir: Çoğul ahşap sütunlu, tavanı tamamen ahşap ve kalem işçliği ile süslenmiş, minber tamamen ahşap ve Kündekari tekniği ile yapılmış, mihrabı çinili. Beylikler Devri'nde Eşrefoğlu Beyi Süleyman Bey tarafından yaptırılan bu camii, Eşrefoğlu toplu yapıları içinde yer alır

Yemek molasından sonra dönüş yolculuğu başladı.

BİZİM TAYFADA BANA UYDU..

Ramazan öncesi hafta sonu proğramlarımıza bizim tayfayı da uydurduk yine düştük yollara bu hafta sonu seydişehirde yaklaşık 800 yıllık  Harun veli camii,Tınaztepe dinlenme tesisleri ve tınaztepe magarası,sonrasında beyşehir gölü ve yat turundan sonra yine tarihi olan imalatında hiç çivi kullanılmamaış  eşrefoğlu türbe ve camisini ziyaret ettikten sonra dönüş yolculuğumuz başladı.

8 Temmuz 2012 Pazar

YENİ KOVANLARIMIZI BOYADIK,BAL HASADINI YAPTIK.



ara molalarda bi tur kayısı  iyi geldi.


dapıcı dayı oturuyo.





Halil abim görür inşallah.Nerde o eski kazanlar.:)



Hobi falan derken sayımız artmakta hoş artsa nekadar artıyor ama benim kafamı dağıtmaya yetiyor birçok kalem iş peşi sıra çıkıyor bir cenge daldık gidiyoz bir alamete..Ahmet kardeşime hastalığı bulaştırdık ve ikimize arıcı ömer abimiz vasıtasıyla mersinden  yeni kovan tedarik ettik kendileri zahmetli olsada kendi malzemeleeri ile birlikte bizi kırmadı buralara kadar getirdi kovanlarımızı ustasından.bizde yeni arıcı Dapıcı ahmet abimizle birlikte fırsatını bulunca boyamaya karar verdik ve boyadık sezonun ilk balınıda hasat ettik 2012 itibari ile hava sıcaklıklarının normal altında ilerlemesi nektar akımını olumsuz etkileyince haliylede bizim ballar azaldı ehh ballarımızda Orcinal ötesi olunca konu komşu ve hısım akrabadan bize kalırsa heral bizde yeriz sanıyorum..